Seyahatler

Bir tropik adaya düşsem yanıma alacağım 3 şey: Para, para, para

Bir tropik adaya düşsem yanıma alacağım 3 şey: Para, para, para

Masmavi deniz, beyaz kumlar, kumlara paralel uzanan palmiye ağaçları… Plajda masaj yapan çekik gözlü kızlar, çok kaslı barmenlerin hazırladığı renkli kokteyller, ultra seksi tatil, mega romantik balayı… Seyahat dergilerinin kapaklarında, turizm şirketlerinin reklamlarında gördüğümüz bu masalsı manzaralar gerçekten var mı? Yoksa işin aslı biraz farklı mı?

“Ada” fikri oldum olası hoşuma gider. “Dört tarafı sularla çevrili kara parçaları” dünyadan yalıtılmış, huzur ve tembellik vadeden yerlerdir. Siyasi olarak bağlı olduğu anakaradan farklı pek çok nota barındırır. Tarihi, kültürü, mutfağı çoğunlukla çok farklı şekillenir. Çok sevdiğim Sicilya, Girit, Kıbrıs, Sardinya, Korsika, Malta adaları belki de bunun en güzel örneğidir. Bu adalara defalarca gitsem ya da oralarda yıllarca yaşasam ne lezzetli mutfaklarına, ne renkli kültürlerine, ne de sımsıcak insanlarına doyamam.

IMG_0795

Gelelim asıl konumuz tropik adalara. Öncelikle “Tropikal Kuşak” dediğimiz yer, tüm dünyada ekvator çizgisinin bir alt ve bir üst enlemini kapsayan bölgedir. Burası sıcak, çok sıcak, öldüren sıcak gibi mevsimleri olan, bol yağış alan, “sıcak değil de nem çok fena” cümlesinin hakkını veren bir coğrafyadır.

IMG_2517

Dünyada tropik ada denildiğinde akıllara ilk sıralarda gelen Endonezya’da Bali, Malezya’da Langkawi, Filipinler’de Boracay, Tayland’da Ko Samet, Hindistan’da Andaman, Tanzanya’da Zanzibar, Madagascar’da Noisy Be,  Bahamalar’da Nassau, Sri Lanka ve Maldiv adalarına gittim. Her birinde en az bir hafta geçirdim. Hepsini çok sevdim, tümüne tekrar tekrar gitmek isterim. Ama bazı gerçekleri de anlatmadan geçemem.

IMG_2543

1-) Bu adalar dünyanın her yerinden milyonlarca turist ağırlar. Tüm bu adalar güzel plajlarından daha fazla sayıda otel, restoran, hediyelik eşya dükkanı, turizm şirketi, dalış şirketi ve tur rehberi barındırır. Bu şirketlerin ve buralarda çalışan -genellikle çok çalışkan olmayan- ada insanın tek bir amacı vardır: Cebinizdeki tüm dolarları almak

IMG_0051

2-) Uzun uçuşlar, aktarmalar, transferler sonrası adaya geldiniz. Otelinize yerleştiniz . Eğer çok yıldızlı bir otel seçtiyseniz, adanın fotoğraflarda gördüğünüz tüm vaadleri suni de olsa size sunulur. Beyaz kumlu plaj, masaj yapan kızlar, kokteyller vs. Gerçek değildir ama kötü asla değildir. Dinlenir, eğlenir, bol fotoğraf çektirir, ülkenize dönersiniz.

IMG_0309

3-) Yok eğer ““budget” tatil yapayım, yerel halk ile kaynaşayım, plajda bir bungalovda kalıp, bol rum içip, lokal takılayım” diyorsanız size “unutulmaz” bir deneyim yaşayacağınıza garanti verebilirim. Kurusun diye astığınız mayonuz buharlaşıp gider, uyuşturucu ve kadın satıcıları bıkmaksızın “istersen hemen getireyim” diye sorar (günde elli defa ve kaldığın süre boyunca bıkmamacasına). Plajda tahta heykel, su, meyve ve tekne turu satanlar 1,5 dakikalık periyodlarla “ister misin” diye sorar (günde elli defa ve kaldığın süre boyunca bıkmamacasına)

IMG_0278

4-) Her tur kataloğunda masmavi okyanus, beyaz yelkenli, pipetle içilen hindistancevizi suyu fotoğrafı görürsünüz. Ama size rüya tatil satan hiçbir şirket böcek sokması, sinek ısırması, fare kemirmesi, maymun saldırısı, sülük yapışması, denizkestanesi batması, 5. derece güneş yanığı gibi minik detaylardan söz etmez. Ne var ki bembeyaz kumlarda geçirdiğiniz süre bu minik detaylarla uğraştığınız süreden hep daha az olur.

5-) Bu tatillerde coğrafya bilginiz katlanarak çoğalır. Liseden kalma “Yazlar kurak- kışlar sıcak, Akdeniz bitki örtüsü maki, hiç anlamadan çizdiğiniz izohips haritaları” seviyesinde olan coğrafya bilginiz bir anda Ph.D akademik seviyesine yükselir. Ciddiyim. Çünkü “Gelgit” nedir öğrenirsiniz. Ayın çekim kuvveti dediğimiz, “vazgeçilir gibi değil, buuu medcezirlerrrr” diye şarkılar söylediğimiz şeyin tam olarak ne olduğunu görürsünüz.

IMG_0254

Sabah kumsalda güneşlenip cup diye atladığınız, dibe dalıp kum çıkardığınız, onlarca fotoğraf çekip instagram’da paylaştığınız o masmavi okyanus saat 14:00 sularında gider. Yok olur. Yine ciddiyim.

Okyanus yüzlerce metre(bazı yerlerde çok daha fazla) çekilir, ufukta belli belirsiz bir çizgi olarak görünür. Yürüyerek ulaşamazsınız, geriye sadeye birkaç deniz kabuğu, bolca yosun kalır. Sabah fotoğraf çekip paylaştıysanız şanslısınız yoksa artık cennette olduğunuza kimseyi inandıramazsınız.

 

 

 

Sonraki içerik Bir kahve içelim mi Massimo?
Önceki içerik Yemekte salçaya kadında kalçaya karşıyım!

Bunlara da bakabilirsiniz

Yorum Yok

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Yorum Yap

Bilgileriniz güvende! E-mail adresinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağını veya bültenlerde kullanılmayacağını garanti ediyoruz.*