Seyahatler

JAPONYA / Tokyo – Kyoto – Osaka

JAPONYA / Tokyo – Kyoto – Osaka

Son seyahatimin oldukça ilgi çekici olacağına inanıyorum.
Kısaca söz etmek gerekirse Tokyo, Kyoto ve Osaka’yı kapsayan bu gezimin Japonların Shinchi-Go-San festivaline denk gelmesi ile ayrı bir renk kazandı. Shinci-Go-San, Yedi Beş Üç anlamına geliyor. Bu festivalde üç ve yedi yaşındaki kız çocukları ve beş yaşındaki erkek çocukları geleneksel kıyafetleri, kimanolarını giyiyor ve aileleri ile birlikte tapınakları ziyaret ediyorlar.

b7f5ef_fe0c411c3dd5458a977d8609b6c03cbc.jpg_srz_372_558_75_22_0.50_1.20_0.00_jpg_srz

 

Japon çocuklarının şirinliği de buna eklenince muhteşem görüntüler oluşuyor. Tokyo’ya THY ile uçtuk. Uçaktan iner inmez başka bir ülkeye değil de başka bir gezegene gelmişiz hissine kapıldık ve bu his Osaka’dan dönüş uçağına binene kadar değişmedi. Tokyo çok büyük ve kalabalık bir şehir. Birçok bölgede gökdelenlerin arasından gökyüzünü görmek neredeyse imkânsız. Bu büyük şehire parklar ve tapınaklar da eklenince ortaya gerçekten ilginç bir görüntü çıkıyor. Gezimize Metropolitan Goverment Building’in 45. katındaki Sky Deck’ten şehri kuşbakışı izleyerek başladık.
Ardından Asakusa’daki Sensoji Temple’da Japon Budizmi ile tanıştık, Sumida Nehri’nde tekne gezisi yaptık, Harajuku’da çılgın Japon gençlerini gördük, Takeshita Dori’de yürüyüş yaptık (Tokyo’nun Champs-Elysees’si), Meiji Shrine’de Japon Şintoizm inancını tanıdık.

 

Festival ve kimanolu çocuklar
Burada takip ettiğimiz Shinci-Go-San festivalinde çok renkli manzaralar sunan geleneksel kıyafetli kimanolarını giyen çocuklar ve festival gezimize ayrı bir heyecan kattı.
Japon yapmış! Tokyo’dan eski başkent tapınaklar şehri Kyoto’ya yaklaşık 600 km., hızlı tren Shinkansen ile sadece 2 saat 10 dk. Ne kalktığını anlıyorsunuz ne de saatte 350 km hızla gittiğinizi.
Aynı zamanda ne trenden ses geliyor ne de içinde oturanlardan…

GEZGİNLER İÇİN GÜVENLİ VE RAHAT BİR SEYAHAT ROTASI
İlerleyen günlerde Shibuya, Ropongi ve Shinjuku semtlerini, elektronik cennneti Akihabara’yı, sonbaharın sarıkızıl tonlarını en güzel görebileceğimiz Ueno Park’ı, Japon Ulusal Müzesi’ni ve İmparatorluk Sarayı’nı gezdik. Otelimiz Ginza semtinde olduğu olduğu için burada çok vakit geçirdik. Tokyo’nun Nişantaşı’sı diyebileceğim bu bölge alışveriş meraklıları için bir cennet. Kyoto’dan sonra son durağımız olan Osaka’ya da trenle ulaştık. Tokyo’dan sonra ikinci büyük şehir olan Osaka aynı zamanda “Japonya’nın mutfağı” ya da “yemek başkenti” olarak anılıyor. Şehrin sokakları restoranlarla dolu. Japonlar sadece görünüşleri ile değil yaşam tarzları, inançları,
mutfakları ile çok farklılar.

Toplumsal düzen tüm dünyaya örnek olacak nitelikte. Bu düzenin temeli kurallardan

JAPON MUTFAĞINI KEŞFE ÇIKTIK
Japonya seyahatimiz boyunca sushi, sashimi, tepenyaki ve tempura heyecanımız geçtikten sonra Japon mutfağının bilmediğimiz yönleri İzakaya barlarda mezeler, Yakitori, Udon, Soba, Ramen, Şabu Şabu, Okonomiyaki, Takoyaki, Kobe Beef adlı lezzetlerini tattık.

Sonraki içerik San Sebastian
Önceki içerik Japonya ve Japon Mutfağı

Bunlara da bakabilirsiniz

Yorum Yok

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Yorum Yap

Bilgileriniz güvende! E-mail adresinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağını veya bültenlerde kullanılmayacağını garanti ediyoruz.*