Gastronomi

Yemekte salçaya kadında kalçaya karşıyım!

Yemekte salçaya kadında kalçaya karşıyım!

Mutfağın inceliklerini yok sayan, gelişmeye, yeniliklere karşı duran, bu ve benzer klişe söylemlerden hiç hoşlanmıyorum. Bu tarz eskimiş cümlelerin hem gerçeklerden uzak hem de iştah kaçırıcı olduğunu düşünüyorum. Sadece yemek ile ilgili de değil elbette. Kim Victoria’s Secret defilesinde 44 beden Adriana Lima görmek ister ki!

Son 30 yılda yemeğe -özellikle yerel lezzetlere- ilgi tüm dünyada büyük bir hızla arttı ve artmaya devam ediyor. Televizyonlarda yemek kanalları her geçen gün çoğalıyor, yemek ile ilgili yazılar ilgi ile okunuyor daha da önemlisi yemek için yapılan seyahatler her geçen gün daha fazla ilgi görüyor.

IMG_8389

Gazete ve dergilerde restoran eleştirileri artmaya, sosyal medyada da “klavye gurmeleri” son sürat çoğalmaya başladı. Gurmelik müessesesi öyle talep görür oldu ki anneler bebeklerine söyledikleri ninnilerde bile revizyona gittiler. “Uyusun da büyüsün ninni, gurme olsun inşallah ninniii” … (Tamam azıcık abartıyor olabilirim ama şu gurme konusuna ve çakma gurmelere ne kadar takıntılı olduğumu biliyorsunuz)

Genel olarak söyleyebilirim ki bunlar güzel şeyler. Yemeğe ve yemek kültürüne ilginin artması, gastronominin bir bilim olarak kabul görmesi, yemek yemenin karın doyurmanın ötesinde toplumsal kültürün önemli bir parçası olarak algılanmaya başlaması ciddi anlamda sevindirici gelişmelerdir. Bu gelişmelerin doğal sonucu olarak ülkedeki restoran kalitesinin de yükselmesi beklenirken Türk Mutfağının gelişimi konusunda maalesef aynı ivmeyi göremiyorum.

IMG_7241

Ülkemizde yatırım yapan yabancı şeflerin restoranlarının birer birer kapanması, genç yenilikçi şeflerimizin “fine dining” çabalarının sığ sularda kalması, şarap politikalarında ısrarla sürdürülen yanlış uygulamalar da heyecanımı her geçen gün frenliyor.

Gerçek “Türk Mutfağı”nı yani evlerimizde pişen yemekleri herhangi bir restoranda, kolalı örtülerle, uygun şarap eşleşmeleriyle yeme imkanımız var mı? Bu bize ait olan yemekler sadece “Esnaf Lokantaları”nda bulunuyor. Doğal olarak hafta içi öğlen saatlerinde, gayet iptidai koşullarda yenebiliyor. Adı üstünde “Esnaf Lokantası”. Tabi ki esnafın dükkanının açık olduğu saatlerde servis veriyor. Haklı olarak şık sunuma, “dress code”a, uygun şaraplara ihtiyaç duyulmuyor.

IMG_1619

Amacımız Türk Mutfağını dünyaya tanıtmaksa, gerçek Türk Yemeklerinin yüksek standartlarda hazırlanıp servis edildiği bu tip restoranlar olmadığı sürece bunu nasıl başarabiliriz?

Mutfağımız zengin ve değerlidir. Her şeyden önce saygıyı hak eder, bu tip içeriksiz söylemleri silip atmanın şimdi tam zamanıdır. Yemeğe yağı ve salçayı basarsanız vıcık vıcık lezzetsiz bir şey yersiniz. Hedefiniz her zaman taze malzeme, doğru reçete ve en önemlisi doğru pişirme tekniği olmalıdır.

Kalça konusundaki görüşümü ise en başta belirttim, gerisi elbette sizin tercihinizdir…

 

 

Sonraki içerik Bir tropik adaya düşsem yanıma alacağım 3 şey: Para, para, para
Önceki içerik Kahvaltı monologları

Bunlara da bakabilirsiniz

3 Yorum

  1. Türk mutfağının geliştirilmesini geçtim ben trumph iş kulelerinde çalışan ve naçizane mecidiyekoy civarında öğlen iş yemekleri yiyen biri olarak lezzetli esnaf lokantası yok. Restoranlar lezzet konusunda en kötü olmak için yarışıyorlar zaten yemeksepeti.com gibi bir yer bile ne kadar az seçeneğe sahip olduğumuzu gösteriyor. İstanbul mecidiyekoy iş yemekleri konusunda zihinsel olarak fakir bir yer ve bu kafa ile daya gitsin politikası gitmez maalesef arabada satılan tavuklu nohut pilav seviyesine yaklasamayan bir düzeyde

    Cevapla

Yorum Yap

Bilgileriniz güvende! E-mail adresinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağını veya bültenlerde kullanılmayacağını garanti ediyoruz.*