Gastronomi

Ortaya bi salata, bi ufak rakı, bi de fotoğraf alalım!

Ortaya bi salata, bi ufak rakı, bi de fotoğraf alalım!

Sosyal medyanın hayatlarımıza girişi birçok şeyle birlikte restoranlarda yemek yeme şeklini ve servis hızını değiştirdi.

Garsonların asli görevi mutfakta hazırlanan yemekleri müşterilere sunmakken, bu göreve bir de fotoğraf çekme sorumluluğu eklendi. Müşteriler için ise her ihtimale karşı “selfie çubuğu” ve “GoPro” en temel ihtiyaçlar haline geldi.

Artık garsonların ellerinde tabaklar kadar müşterilerin akıllı telefonlarını görüyoruz desem abartmış olmam. Masaya oturup sofra donatıldıktan hemen sonra garsona “rica etsek bir fotoğrafımızı çeker misiniz?” sorusunu yöneltmek kaçınılmaz oldu.

selfie1

Kadeh tokuştururken, “bakın nasıl da eğleniyoruz” pozları verilerek çekilen fotoğraflar artık sıradanlaştı. Tabi bu müthiş fotoğraflar garsonun bir tek dokunuşuyla çekilmiyor.” Açı iyi mi”, “ışık doğru mu”, daha da önemlisi “masadaki kadınların hepsi güzel çıkmış mı” diye o telefon tek tek ele alınıp bir kez daha, bir kez daha diyerek onlarca defa tekrarlanıyor.

Bu esnada mutfaktan masaya gelmeyi bekleyen tabaklar bekleye dursun, müşteriler ne kadar fotojenik olduklarını tartışırken sofradaki tabaklar da buz kesip, kayış gibi oluyor.

selfie4

Ama bunu kimse umursamıyor. Çünkü masadakiler ne kadar havalı, kızlar ne kadar zayıf, muhabbet ne kadar çoşkulu görünürse fotoğraf o kadar çok “like” alıyor. Üstelik “ne hızlı, ne şahane bir hayatım var” alt mesajı her fotoğrafta pompalanıyor.

Tabakta yemekler sürüne dursun, garson müşterilerin “ayyy süperrr çıkmış” gazıyla “Ara Güler” kafası yaşasın; ama üstüne bir de selfie çekilsin ki güzelliğimiz yeni eklenen “like”larla tescillensin.

Yemek mi? Yeriz onu elbet.

Bu arada şahane fotoğrafçı olduğuna ikna olan garson “ dur hele bi selfie de ben çekeyim” demez mi, der mutlaka. Mutfaktaki aşçı “ne nefis bi tabak hazırladım, şunun bi fotoğrafını çekip #foodporn “tag”iyle ortalığı sallayayım” demez mi, der tabi. İşletme sahibi boş durur mu, durmaz. Tüm bunları “repost” eder, “retweet” eder, “like” eder, eder de eder.

Yemekleri soruyorsunuz siz şimdi. Durun canım nasılsa yiyeceğiz onları birazdan.

Bir de çatal tutan manikürlü elimi, kadeh tutarken masuscuktan görünen saatimi, hatta alakasız olacak ama güzel ayaklarımı da çekeyim sonra nasılsa yeriz o yemeği.

Garson Bey bakar mısınız? Bu restoranın wifi şifresi ne idi?

selfie3

 

Sonraki içerik Aşçının en iyi dostu elbette bıçakları…
Önceki içerik Düşmem ben, kanatlarım var ruhumda…

Bunlara da bakabilirsiniz

5 Yorum

Yorum Yap

Bilgileriniz güvende! E-mail adresinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağını veya bültenlerde kullanılmayacağını garanti ediyoruz.*